TEMA; MEDENİYET DOĞAYA SAHİP ÇIKMAKLA BAŞLAR


Bu makale 2018-12-13 03:59:20 eklenmiş ve 3927 kez görüntülenmiştir.
GÜNER DİNÇASLAN

Kutsal kitaplardan ve bilimsel çalışmalardan anladığımız kadarıyla insan yaratılmadan önce de tabiat vardı. Dağlar en görkemli haliyle duruyor, ağaçlar kalın gövdelerinin üzerinde dallarında yeşil yaprakları ağırlıyordu. Dereler, nehirler tertemiz özgürce akıyordu. Cennet dediğimiz olgu da yaratılmıştı, ona bakılıp güzel olan her şeye yeryüzünde “ Cennet “ dedik. Yani bizim bilinçaltımız da, genlerimiz de çok güzel yerler vardı, yeryüzündeki her güzelliği onunla eşleştirdik ve mana verdik.

Sonra insan yaratıldı. Diğer canlılarla birlikte bu güzel cennet denen dünyada yaşamaya başladılar, buna izin verildi. Havasını, suyunu birlikte tüketmeye başladılar diğer canlılarla birlikte. Yaratılış farlılığından olacak insan diğer canlılardan daha farklı davranmaya, düşünmeye başladı. Ve bu durum bin yıllardan beri evrilerek gelmeye başladı diğer canlılardan arayı açtı. Birlikte yaşadıkları bu dünyaya hâkim olmayı hedeflediği için diğer canlılara adeta kıyım yapmaya, onları bilinçsizce yok etmeye başladı. Dünyanın tek hakimi olarak kendini gördü, zekasını bunun için kullanmayı, bunu hak ettiğini düşündü. 

Öyle bir döneme girildi ki, artık efendisi olmayı hayal ettiği dünya yani bu gezegenle kavga etmeye başladı. Şundan korkulur oldu, insanlar bir gün dünya denen bu gezegenle savaşacaklar, birbirlerine savaş ilan edecekler. Böyle düşündüğümüz zaman insanın içine bir korku yerleşiyor, kendi hatalarımızdan oluşturduğumuz bir korku. Biliyoruz ki, insan ve diğer canlılar doğayla karşı karşıya gelirsek biz insanlar bu savaşı kaybederiz. Çünkü doğanın yaşaması için insana ihtiyacı yok ama insanın yaşaması için kesinlikle doğaya ihtiyacı var. Bunu aptalca hırslarımız yüzünden göz ardı etmeye başladık. Doğanın sorumsuzca, suyunu, havasınız kirlettik, dağlarını delik deşik ettik, ormanlarını talan ettik, insanın haricinde ki canlıları adeta katlettik. Bunların birçoğunu da medeniyet ve gelişmişlik adına yaptık. Tabiat ana hala bizlere sabır etme devam ediyor ama ne zaman kadar. Onu kızdırıp, gazaplandırmadan önce aklımızı başımıza almamız gerekmektedir. Bunun için acilen çalışmalar yapmamız, insanları uyardıktan sonra verdiği tahribatında tez zaman da onarmamız lazım. Yaşanılır bir dünyayı, hem biz, hem gelecekteki insanlara tertemiz bırakıp tertemiz yaşamamız için. Bunun için elbette duyarlı insanlar var. Dünya da bizim ülkemizde de her türlü mücadelenin içine giren ve insanları uyarmak, diğer canlıları korumak adına. 

Ülkemiz adına çok şanslı olduğumuz bir dönem yaşadık onu anlatmadan önce çevre bilinci zihinlerimize ne zaman yerleşti onu dağarcığımıza eklemek istiyorum.

1985 yılında ‘’Workers’ Party’’’nin Brasilia’daki ilk mitingine ülkenin her yerinden kauçuk işçileri geldi. Mendes’e göre Amazon Ormanları’nın kaynakları sadece kauçuk ağaçlarından ibaret değildi. Meyve, ceviz, bitki, yağ gibi yararlanılabilecek daha pek çok kaynak vardı. 

Mart 1987’de Mendes, Inter-American Development Bank ve U.S. Congress’İ çevre kirliliğini önlemek için ayırılan bölgelerin artırılmasına ikna etmek için Washington D.C.’ye uçtu. Mendes yaptığı iş için United Nations Environmental Program Onur Ödülü de dahil olmak üzere birkaç ödül aldı. 

Dünyada çevreci hareketler ilk olarak Amerika, Fransa ve Almanya gibi 

Gelişmiş ülkelerde yaygınlaşmıştır. Avrupa’da, özellikle Almanya, İtalya, Fransa ve İngiltere’de sosyalist yönelimli partiler bu örgütlerin platformunu adapte etmişler; Yeşil partiler kurulmuş ve yeşil reformcular, çevreci-sosyalistler ortaya çıkmıştır. 1970 ve 80’lerde çevre hareketleri geri bırakılmış ülkelerde de yayılmaya başlamış; ancak bu yıllar gelişmiş ülkelerdeki hareketlerin yaygınlık ve etkenliklerin arttırma yılları olurken, diğerlerinde başlangıç yılları olmuştur.  Örneğin, ABD’de Audubon Derneği’nin 1966’da 45 bin olan üye sayısında 5 binden fazla çevre örgütü tespit edilmiştir. Fransa’da ise 70’li yıllara gelindiğinde oluşmuş olan yöresel bilinç, kitle gösterileri yapacak düzeye ulaşmış; çevrecilerin yarattığı ortam siyasete çevre boyutunun katılmasını sağlamıştır. Almanya’da ise çevreci hareketler 1960’larda başlamasına karşın, batı ülkelerine ve Fransa’ya oranla daha çabuk gelişmiş; Batı

Almanya’da mahallî düzeyde çevresel protestonun öncü hareketleri vatandaş inisiyatiflerinin sayısı70’li yıların ortasında 15-20 bini bulmuştur.  Türkiye’de ise çevre düşüncesinin ve hareketlerinin gelişimi 20. yy’ın ortalarını bulmuştur. Çevresel sorunlarla ilgilenilmesi Osmanlı dönemine kadar uzansa da korumayla ilgili özel hiçbir politika geliştirilmemiş ve çevreye duyulan ilginin artması ancak 20. yy. başında Avrupa’dan teknoloji transferi ve endüstri alanındaki gelişmelerin çevresel bozulmalara etkilemesiyle başlamıştır.

Bu genel bilginin içine eylem olarak kim ve nerede ne yapmış onu da eklemek istiyorum daha sonra ülkemdeki, çevreci hareketine geçmek istiyorum. 

 ---En başta kauçuk ağaçlarını kurtarmak için çalıştığımı düşünmüştüm, sonra Amazon Ormanları için savaştığımı düşündüm. Şimdi anlıyorum ki insanlık için savaşıyorum.---  Chico Mendes

Bu veciz sözün sahibi, çevreci hareketin simgesi haline gelmiştir,  bu uğurda canını vererek işin ciddiyetini bir anlamda vurgulamıştır.

Chico Mendes(15 Aralık 1944- 22 Aralık1988) Brezilyalı bir çevreciydi. Amazon ormanları için savaştı ve insan haklarını savundu. 1988 yılında savunduğu fikirler nedeniyle bir çiftçi tarafından öldürüldü. Amazon Ormanlarını kurtarmak için Mendes ve diğer kauçuk işçileri hükümetten, ormanı zarar vermeden kullanmalarını istedi. Mendes ‘National Party of Rubber Tappers’ın  açılmasında büyük rol oynadı. Ayrıca Mendes’in grubunun National Campaign for the Defense and Development of the Amazon ile güçlü bağları vardı ve ‘’Workers’ Party’’’nin oluşturulmasında büyük rol oynadı.

Ülkemize dönecek olursak elbette bunun için örnekler pek çoktur, ancak bugün ben her alan da olduğu gibi çevreciliği ile de fark yaratmış dünya liderleri arasında belki de bu anlamda öne geçmiş birinden bahsedeceğim. Atatürk Dünya Lideri; bunun da öncülüğünü yapmış, diğer liderlerin önüne geçmiştir. Hayatı boyunca yeşili, çevreyi korumak adına güzel örnekler vererek çevresini bilinçlendirmiştir. Ankara’da Atatürk Orman  Çiftliğini sayfalar dolusu yazsak doğrusu ancak anlatabiliriz. Bu çalışma, dünyada örnek olacak çalışmalardan bir tanesidir, halkına örnek olmak, tarımda gelişmenin önünü açmak adına, övünülesi bir çalışmadır. 

Efsane gibi anlatılan Ankara da bir “ Koliba” vardır ki, bu Trakya şivesiyle “kulübe” anlamına gelmektedir, sıkıldığında dinleneceği, yeşillerin içinde huzur bulacağı mütevazi bir kulübeciktir. 

Türk köylüsüyle toprak üzerinde bağdaş kurarak oturduğunu, o fotoğrafları bilmeyenimiz yoktur. 

Atatürk’ün yine efsane gibi anlatılan bu bağlamda dünyaya örnek olan bir hikayesi vardır ki, gerçek anlamda gurur kaynağımızdır. 

Yıl 1929, Ağustos’un 21. günü. Mustafa Kemal Atatürk, büyük önem verdiği yurt gezilerinden birini gerçekleştirmektedir. İstanbul’dan Bursa’ya Ertuğrul Yatıyla Dolmabahçe’den yola çıkar. Yalova iskelesine yaklaşırken sahildeki büyük çınar ağacı dikkatini çeker. Çınarın heybetinden çok etkilenen Atatürk, tekneyle karaya çıkar ve çınarın gölgesinde bir süre dinlenir. Ardından çınarın yanına bir köşk yapılmasını ister.

İşte hikâye de orada başlar. Köşkün yakınındaki bir çınar ağacının dalları köşkün ışığını kestiği için köşkün çalışanı tarafından kesilmek istenir. Bunu gören Atatürk ağacın dalının kesilmesi yerine köşkün taşınmasını ister ve teknik alt yapısını oluşturarak bizzat gözlemci olarak çalışmalara eşlik eder.  Köşk 4. 80 cm sola kaydırılmış, böylece ağacın gölgesinden kurtulmuştur. Dünya çevrecilik tarihine geçmesi için bir tek bu bile yeterli bir örnektir aslında. 

Onun yerleştirdiği bu çevreci bilincini daha sonra ne kadar kullanabildik bu soruyu kendimize korkusuzca sorabiliriz. Vereceğimiz cevaplar son zamanları saymazsak ki, son zamanlarda gerçekten bir çevre katliamı yaşanmaktadır. Bizim de dünya çapında ünlü çevrecilerimiz olmuştur. Bir Manisa Tarzanını anmadan geçmek haksızlık olur. Onun Manisa ve çevresine 50 bin ağaç diktiği söylenir. Dünya da çok az olan ağaçlı yol olan “İyaban” yine onun eseridir. Yüzlerce ağaçları bizzar kendisi taşımış yol boyunca dikmiştir. 

Daha sonraki yıllarda Hayrettin Karaca, namı diğer adı Toprak dede çevre bilinciyle birçok çalışmalar başlatmıştır. 

Hayrettin Karaca; 4 Nisan 1922 tarihinde Bandırma’da dünyaya gelmiş Türk bilim adamıdır. 

 50 yaşlarında iken  Türkiye’nin ilk özel arboretumunu ( çok amaçlı, çeşitli ağaçların bulunduğu botanik bahçe) kurmuş ve bu arboretuma Yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerinde aldığı tohumları diktirmiş, yine gördüğü botanik bahçelerden esinlenerek geliştirmiştir. Yalova’daki Karaca Arboretumu, dünyadaki botanikçilerin dikkatini çekmiş bir yerdir. Senede iki sefer yayınlanan Arboretum Magazin’i bilimadamlarının araştırma ve fikirlerinin yansıtıldığı bir forumun adıdır. 14.000 çeşit bulunan arboretum buna ek olarak Türkiye’de nesli tükenen türleri için bir gen koruma merkezidir. Hannover Üniversitesi’nden ekoloji profesörü olan Franz H. Meyer arboretum hakkında şöyle yorum yapmıştır; ”Şu ana kadar kimsenin bireysel kar beklemeden Hayrettin Karaca gibi insanlık için iş yapanını görmedim.”  Hayrettin Karaca TEMA Vakfı’nın kurucu üyelerinden olup doğaya katkıları sayılmayacak kadar çoktur. 

Verilen bu örnekleri çoğaltabilirz. Özellikle son zamanlarda çocuk ve gençleri bilinlendirmek adın ayapılan çalışma ve onların da ilgisi gelecek adına umut vericidir. Bu bağlam da çalışma yapan herkesi önce ülkem daha sontra geleceğimiz ve dünya adına kutlu yor teşekkürlerimi sunuyorum. 

Esen kalın. 

GÜNER DİNÇASLAN



Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu
Sağlık Haber Portalı
© Copyright 2019 saglikhaberportali. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
RESMİ SAĞLIK KURUMLARI
Sağlıkta Buluşma Noktası
MHRS
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı
personel.saglik.gov.tr
E-sağlık
Aile Hekimliği
DEVLET KURUMLARI
Cumhurbaşkanlığı
Başbakanlık
TBMM
Adalet Bakanlığı
E-Devlet
Anayasa Mahkemesi
GAZETELER
Hürriyet Gazetesi
Sabah Gazetesi
Milliyet Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
FAYDALI LİNKLER
Mecburi Hizmet
Avrupa Gazeteciler Derneği
Uz.Dr.Erdinç Nayır
Medimagazin
drtus.com
SGK Provizyon Sorgulama
E-Bordro
Aile Hekimliği Personeli Maaş Bordrosu
Türk Tabipler Birliği
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu(AHEF)
Asistan Hekim
Türkiye Hematoloji Derneği
EĞİTİM
ÖSYM
Uzaktan Eğitim
Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi
AÖF
Eğitim Portalı
MEVZUAT
E-Mevzuat
Resmi Gazete
Sağlık Mevzuatı
SAĞLIK ÇALIŞANLARI SENDİKALARI
Sağlık Sen
Türk Sağlık Sen
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası-SES
Free Global Counter