escort izmir alanya escort denizli escort bornova escort

NENE HATUN AZİZİYE TABYALARINDA


Bu makale 2019-03-14 23:44:33 eklenmiş ve 100 kez görüntülenmiştir.
Ahmet Özdemir

Ahmet ÖZDEMİR 

Erzurumlunun; “Zulmün kara güllesiyle, topu önünde, / İmandan fukara olan eğilir. / Bir karış toprağın öz kıymetini / Toprağa kanını döken bilir” diyerek kurtuluşa ulaştığı gününün öyküsünü gelecek hafta yazacağım, Bugün amacım amacım Nene Hatun’u anlatmak.

 

Ruslar ve onların yardakçısı Ermeniler, kırk yıl önce de, 93 Harbi adıyla anılan Türk-Rus savaşında Erzurumlunun tokadını yemişti.

 

1877 yılı kasım ayının ikinci haftasıydı. Türk-Rus harbinin kanlı ve karanlık günleriydi.

 

Aziziye Tabyasını savunan bir avuç Türk askeri derin uykudaydı. Çevredeki Ermeni köylerinden harekete geçen kalabalık çete, sinsice Tabya’ya girmiş, askerlerimizi kahpece kılıçtan geçirmişti. Arkadan gelen Rus kuvvetleri de savunmasız kalan Aziziye Tabyası'na yerleşmişti.

 

Baskından kurtulan bir asker, Erzurum'a kara haberi ulaştırmıştı. Minarelerden sabah ezânı yerine "Moskof Aziziye'ye girdi!" sesleri yükselmeye başlamıştı. Bir anda bütün Erzurum ayaklanıverdi. Tüfeği olan tüfeğini kaptı, olmayan eline ne geçirdi ise; tırpan, kazma, kürek, sopayı alıp sokaklara döküldü. Erkekli, kadınlı halk Aziziye'ye doğru koşuyordu. 

Kenar mahallede oturan bir taze gelin vardı. Kocası cephedeydi. Bir gün önce, ağabeyi cepheden yaralı gelmiş ve kollarında can vermişti. "Moskof Aziziye'ye girdi" seslerini bu taze gelin de duymuş, ağlamaya başlayan üç aylık bebeğini emzirip, uyutmuş, "Seni bana Allah verdi, ben de seni Allah'a emanet ediyorum yavrum" diye mırıldanmıştı. Şehit kardeşini alnından öperken "Seni öldüreni öldüreceğim ben de" diyerek masanın üzerinden satırı kapmış sokağa fırlamıştı. O da Aziziye'ye doğru koşmakta olan kadınlı-erkekli, taşlı-sopalı kalabalığın arasındaydı. Aziziye'de boğaz boğaza kanlı bir dövüş başlamıştı. Balta, tırpan, kazma ve sopası olmayan pençeleriyle Moskof’un gırtlağına yapışıyordu.

 

İki bin Moskof askeri ölmüştü ama, biz de çok şehit vermiştik. Yaralılar arasında taze gelin de vardı. Aldığı yaranın etkisiyle kanlar içinde yere yıkılmıştı. İşte bu taze gelinin adı Nene Hatun’du. Doksan sekiz yıl yaşadı. Bir kahramanlık sembolü olarak tanındı ve anıldı. Ömrünün son yıllarını "Üçüncü Ordu'nun annesi" olarak geçirdi. 1955 yılında "Yılın Annesi" seçildikten sonra, 22 Mayıs 1955 günü Erzurum'da öldü. Aziziye Şehitliğine gömüldü.

 

Aslında Nene Hatun; Şerife Hanımların, Kara Fatmaların, Topal Gülizarların hasılı bütün Türk kadınlarının semboluydü. 

Aziziye’de zafer kazanılmıştı ama, 3 Mart 1878 Ayestefenos (Yeşilköy) anlaşması ile, Rusların galibiyeti kabul edilmişti. Aynı yıl 13 Temmuz’da Berlin’de yapılan anlaşma ile Rus sınırı Erzurum’un doğusundan geçmişti.

 

Birinci Dünya Savaşı’nda işgalci Rus Çarlık Ordusu’nun ilk hedefi Erzurum’du. Aralık 1914-Ocak 1915 Sarıkamış hezimeti, Rusların yolunu açtı. 11-15 Ocak 1916’da beş gün süren kanlı bir çarpışmanın sonunda Türk askerleri geri çekilmeye başlamıştı. 19 Ocakta Hasankale, 21 Ocakta Tortum düşmanın eline geçti. Düşman, 11 Şubatta Erzurum’a taarruzu başlattı ve 16 Şubat 1916’da Erzurum işgal edilmişti. Bu acılı günler iki yıl sürdü.

 

Safhalarını anlatmayayım. 10 Mart 1918’de Kâzım Karabekir Paşa’nın emriyle hareket eden ordumuz, 11 Martta Ilıca kurtarıldı. 12 Mart 1918 günü, Erzurum’un esaret günleri sona erdi. Kısa zamanda bütün Doğu Anadolu Ermenilerden temizleyerek Anavatan’a katılmıştı.

 

12 Mart yalnız Erzurumlular için değil, insanlık için de oldukça önemli bir gündü. Çünkü akla gelebilecek insanlık dışı her türlü işkence ve katliamı gerçekleştiren Ermeniler, geldikleri yere gönderilmişlerdi. O Erzurum ki, bir süre sonra, Kurtuluş Savaşımızın, Cumhuriyet’e giden yolun en önemli kilometre taşı olacaktı. Yüce Atamız, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’ni gerçekleştirecekti. Erzurum hemşerisi, Erzurum Mebusu olacaktı. .

 

Ne güzel rastlantı. Erzurum’un kurutuluşundan üç yıl sonra, 12 Mart 1921’de, Mehmet Akif Ersoy’un Mehmetçiğe armağan ettiği şiiri, İstiklâl Marşı olarak kabul edilmişti:

 

“Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu
Sağlık Haber Portalı
© Copyright 2019 saglikhaberportali. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
RESMİ SAĞLIK KURUMLARI
Sağlıkta Buluşma Noktası
MHRS
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı
personel.saglik.gov.tr
E-sağlık
Aile Hekimliği
DEVLET KURUMLARI
Cumhurbaşkanlığı
Başbakanlık
TBMM
Adalet Bakanlığı
E-Devlet
Anayasa Mahkemesi
GAZETELER
Hürriyet Gazetesi
Sabah Gazetesi
Milliyet Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
FAYDALI LİNKLER
Mecburi Hizmet
Avrupa Gazeteciler Derneği
Uz.Dr.Erdinç Nayır
Medimagazin
drtus.com
SGK Provizyon Sorgulama
E-Bordro
Aile Hekimliği Personeli Maaş Bordrosu
Türk Tabipler Birliği
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu(AHEF)
Asistan Hekim
Türkiye Hematoloji Derneği
EĞİTİM
ÖSYM
Uzaktan Eğitim
Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi
AÖF
Eğitim Portalı
MEVZUAT
E-Mevzuat
Resmi Gazete
Sağlık Mevzuatı
SAĞLIK ÇALIŞANLARI SENDİKALARI
Sağlık Sen
Türk Sağlık Sen
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası-SES
Free Global Counter