denizli escort bayan izmir escort bayan ordu oto kiralama samsun oto kiralama

HUZURLA GELEN MİSAFİRİMİZ


Bu makale 2019-05-13 05:24:57 eklenmiş ve 246 kez görüntülenmiştir.
Mehtap EROL

Hasret ile on bir aydır beklediğimiz Ramazan ayımız çok şükür huzur ile geldi ve 1 haftasını bitirdik bile.

       Oruç ibadetimizin sayılamayacak kadar çok faydaları vardır. En önemlilerinden biride nefsin azgın istek ve arzularını gemlemesidir ki böylelikle toplumdaki suç işleme oranları da düşmektedir. Kötü bir söz söyleyene veya davranışta bulunana ‘’Ben Oruçluyum’’ diyerek, kendisine manevi bir kalkan oluşturmaktadır.

       Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur ”Oruç tutun sıhhat bulursunuz.” Fazla gıda vücutta birikimlere, zararlı fazlalıklara sebep olmaktadır. Oruç bunları temizlemekte, fazlalıkları eritmekte ve beden gibi ruhda da bir tasfiye yapmaktadır. Oruç, bir yıl içerisinde yorulan insan bedenini dinlendirmekte ve kişiye sağlık kazandırmaktadır.

       Oruç içinde tanımlanan olumsuz davranışlardan sakınmak, iyiliği düşünmek ruhu dinlendirir.  Yoksulların durumunu daha iyi anlamaya, dolayısıyla onların sıkıntılarını giderme yönünde çaba sarf etmeye de vesile olur. "Tok, açın halinden anlamaz" atasözü de bunu ifade eder.

        Ramazan orucu zahiren bakıldığında, bir yıl boyunca çalışan vücut makinesinin dinlenmeye ve bakıma alınması gibidir.

       Ramazan ayında oruç tutmak İslam'ın beş şartından biridir. Akli dengesi yerinde olan ve ergenliğe girmiş her Müslüman, Ramazan ayında oruç tutmakla yükümlüdür. İmsak vaktinde yemeyi ve içmeyi bırakan müminler aynı zamanda oruç tutmak için sözle niyet etmelidir.

       Özellikle Ramazan’da Kur’ân’la içli dışlı olmalı, onun aydınlık ikliminden nurlanmalıdırlar. Kur’ân’ı hususiyle Ramazan ayında okumanın ayrı bir önemi vardır. Allah Resûlü (aleyhissalâtu vesselâm) Ramazan’da her zamankinden daha fazla Kur’ân ile meşgul olur, onu okur ve tefekkür ederdi. Zira Allah Onu, bu ayda indirmişti. Ramazan’ın her gecesinde Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) Cibril-i Emin’le birlikte aralarında Kur’ân talimi yaparlardı. Ve her Ramazanda baştan sona Onu Cibril’le mukabele ederdi.

       Sahura kalkmanın bizler için bağışlanan bir bereket olduğunu bildiren ve ısrarla sahura kalkmamızı bize öğüt veren Peygamber Efendimiz (sav);  “Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu¸ sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır” haberiyle ümmetini sevindiriyor.

        Ayrıca bütün bir ailenin ertesi günkü oruç ibadeti için beraberce¸ yemek vesilesiyle, önemli bir ibadet vaktinde kalkmaları¸ ayakta olmaları ve yudumlanan o son su, müthiş heyecanlı…

       Unutmayalım ki, sahur kelimesiyle seher kelimesi aynı kökten gelir. Ne mutlu sahurları, seherlere ayarlı olanlara.

       Feyiz ve bereketin nisan yağmurları gibi yağdığı, kalplerin en saf ve berrak bir hâl aldığı, tefekkür, zikir, dua ve huzur için bulunmaz bir zaman dilimi olan Ramazan’ın en bereketli anlarından olan Sahur vaktini uyuyarak geçirmeyelim inşAllah.

       "Oruçlunun iki sevinci vardır: Birisi, iftar vaktindeki oruç açmak sevinci; diğeri, Rabbine kavuştuğu zamanki orucunun mükâfatı ile sevincidir."

       "Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyâmet gününde yalnız oruçlular girerler. Onlardan başka hiçbir kimse giremez. Kıyâmet gününde "Oruçlular nerede?" diye nidâ edilir. Oruçlular kalkıp girerler. Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır, artık hiç kimse o kapıdan içeri giremez."

       İnsandaki nefs-i emmâre, Rabbini tanımak, O'nun emirlerine boyun eğmek istemez. Fir'avn gibi, bizzat kendisi rablık ve ilâhlık dâvasında bulunur. Nefsin bu damarını açlıktan başka hiçbir şekilde kırmak mümkün değildir.

İşte Ramazan orucu, doğrudan doğruya nefsin fir'avunluk cephesine darbe vurup kırar; ona za'fını ve fakrını hissettirerek Allah'ın âciz bir kulu olduğunu bildirir.

       Rivayete göre, Cenâb-ı Hak nefse:

- Ben kimim, sen kimsin? diye sormuş. Nefis de:

- Ben benim, sen sensin! diye cevap vermiş. Bunun üzerine Allah ona azab vermiş, Cehenneme atmış, sonra yine sormuş:

- Ben kimim, sen kimsin?

Nefsin cevabı aynı olmuş:

- Ben benim, sen sensin!

Hangi azâbı verdiyse, nefis gurur ve enaniyetinden vazgeçmemiş. Nihayet uzun süre aç bırakarak bir nevi oruç tutturmuş, sonra tekrar sormuş:

- Ben kimim, sen kimsin?

Nefis bu sefer şu cevabı vermiş:

- Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, bense senin âciz bir kulun...

 

 

Sevgiyle kalın…

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu


bonus veren siteler

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

güvenilir bahis siteleri

bedava bonus

deneme bonusu veren siteler

canlı bahis siteleri

papara bahis

online casino siteleri

bedava bonus veren siteler

deneme bonusu

kaçak bahis

istanbul escort

Sağlık Haber Portalı
© Copyright 2019 saglikhaberportali. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
RESMİ SAĞLIK KURUMLARI
Sağlıkta Buluşma Noktası
MHRS
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı
personel.saglik.gov.tr
E-sağlık
Aile Hekimliği
DEVLET KURUMLARI
Cumhurbaşkanlığı
Başbakanlık
TBMM
Adalet Bakanlığı
E-Devlet
Anayasa Mahkemesi
GAZETELER
Hürriyet Gazetesi
Sabah Gazetesi
Milliyet Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
FAYDALI LİNKLER
Mecburi Hizmet
Avrupa Gazeteciler Derneği
Uz.Dr.Erdinç Nayır
Medimagazin
drtus.com
SGK Provizyon Sorgulama
E-Bordro
Aile Hekimliği Personeli Maaş Bordrosu
Türk Tabipler Birliği
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu(AHEF)
Asistan Hekim
Türkiye Hematoloji Derneği
EĞİTİM
ÖSYM
Uzaktan Eğitim
Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi
AÖF
Eğitim Portalı
MEVZUAT
E-Mevzuat
Resmi Gazete
Sağlık Mevzuatı
SAĞLIK ÇALIŞANLARI SENDİKALARI
Sağlık Sen
Türk Sağlık Sen
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası-SES
Free Global Counter